الحياء - مقالات - التركية - مكتبة إحياء الكتاب والسنة بأنقرة - IslamHouse - 158 KB | بلاغ
بلاغ
سورة النحل، الآية 125
القائمة
تبديل لغة الواجهة إلى الإنجليزية
EN
جار التحقق
دخول
الحياء
تحميل المستند...
القارئ جاهز.
التركية
مقالة
الحياء
صفحة عامة مختصرة لمشاركة مادة موثوقة من IslamHouse ضمن رحلة بلاغ.
TR
AR
EN
المشاركون في المادة
المصادر
مكتبة إحياء الكتاب والسنة بأنقرة
ملفات المادة
١ / ٢
PDF
الحياء
PDF
158 KB
تنزيل
ملف Word
الحياء
DOC
1.6 MB
تنزيل
نص مشاركة يناسب الشبكات الاجتماعية
🌿 Suitable IslamHouse material 📘 Title: Faziletin Başı Utanma Duygusudur Language: Turkish - PDF Contributors: Kitap ve Sünneti İhya Yayınevi - Ankara 📝 Description: Faziletin Başı Utanma Duygusudur ﴿الحياء﴾ [تركي Türkçe-Tu rkish - ] Yayınlayan : Kitap ve Sünneti İhya Yayınları مكتبة إحياء الكتاب والسنة بأنقرة 2009 - 1430 Faziletin Başı Utanma Duygusudur "De ki: Rabbim ancak hayasızlıkları, onların açığını, gizlisini, günahı, haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmanızı, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." (7 Araf, 33) "Hayanın hepsi hayırdır." (Keş'ul Hafa, 1/369) Dünya ve ahiret saadetine kavuşmak isteyen kişi edep ve haya sahibi olmalıdır. Edep ve hayası olmayan bir kimseden hayır beklemek mümkün değildir. "Haya ile iman birbirini tamamlar, biri gidince diğeri de gider." (Hakim) Çirkin ve ahlLiksız bir manzara ile karşılaştığında utanan, başını öne eğen ve yüzü kızaran bir insan utanma duygusu taşıyan (haya sahibi) kimsedir. Çünkü insanlık şerefiyle bağdaşmayan bu ınanzaradan kalbi sıkıntı duymuş, duyguları incinmiş, vicdanı rahatsız olınuştur. Haya sahibi bir insanı, kötü bir işten caydırmak için, ona "Utanmıyor ınıısıtn?" demek yeterlidir. Büyüklerimiz "İnsandan utanmayan Allah'tan da utanmaz." clemişlerdir. Utanma duygusu taşıyan bir kimse, sadece~ insanların gördüğü yerde değil, insanların görmediği yerde de kötülükten kaçınan kimsedir. Böyle kimselerin ruh sağlıkları yerinde. vicdanları rahattır. Onları daima güleryüzlü. mütevazi ve güvenilir insanlar olarak görürsünüz. Haya sahibi bir insanda hile, yalan, sahtekarlık, hırsızlık, kovtıculuk, rüşvet, km, iftira gibi kötültikler olmaz, insan haya perdesini yitirince de yaptığının hesabından korkmaz, fakir-fukaranın malını talan etler, mtısibetzede ve mustazafların göz yaşlarından yüreği sızlanmaz. Haya, kalbi bozan günahlara karşı bir engeldir. Haya, insanın iman kuvvetini ve edep miktarını belirler. Haya, hayrın direği, karıştığı her iyiliğin temel unsurudur. Bütıla göz yuman haya sahibi olamaz. Haya sahibi, hakk'a cephe açmış olanlarla düşüp kalkmaz. Müslüman dilini, batıla dalmaktan ve konuşmaktan; gözünü avret yerlerine şehvetle bakmaktan; kulağını başkasınin sırlarını dinlemekten ve insanların ayıp yerlerini ortaya çıkarmaktan korumalıdır. İslarnsız haya ve faziletsiz bir insan, kendi şahsiyetini silmiş, şerefini yıkmış ve kötü arzularının esiri olmuştur. Rabbim bizleri haya ve faziletten mahrum etmesin. İbn Hacer şöyle der: Edep, söz, fiil ve davranış itibariyle takdir edilen ve övülen şeyleri yapmaktır. Bu, güzel ahlâk sahibi olmak demektir. "Hoş ve güzel karşılanan şeyleri yerine getirmek" veya "büyüklere hürmet etmek, küçüklere yumuşak ve şefkatli davranmak" diyenler olduğu gibi, edep kelimesinin "yemeğe davet" mânâsına gelen "medebe" den alındığı görüşünde olanlar da vardır. (438) Cüneyd'e (ﷺ.a.) edebin mahiyeti sorulduğunda, "güzel dostluk ve iyi muamele" cevabını vermiştir. (439) Bu itibarla sosyal ilişkilerde edebin önemi hemen göze çarpmaktadır. Hatta edep, büyük ve küçüğün kimliğini gösteren dış görünümdür. Bundan dolayı da çocuğa edep elbisesini giydirmek ahlâk eğitiminde öncelik sırasını taşır. Şair Salih b. Abdilkuddûs der ki: (440) Çocukluk döneminde eğittiğin kimse Suyunu alan ağaç gibidir. Nihayet görürsün onu taze yapraklanmış Kuruduğunu gördükten sonra onun. Bırakmaz yaşlı huy ve ahlâkını Girinceye kadar şu kara toprağa Cehaletten kurtulduğunda döner yine cehalete Tekrar nükseden kronik hastalık gibi. Ruveym b. Ahmed el- Bağdâdf oğluna der ki: "Yavrum! Amelini tuz, edebini un kıl! Yani, edebini o kadar çok takın ki, hal ve gidişatın içinde edebin oranı, unun, içine konulan tuza oranı gibi çok olsun. Az amelle beraber takınılan çok edep, az edeple beraber işlenen çok amelden daha hayırlıdır." (447) İbrahim b. Habib de der ki: Babam bana şöyle derdi: "Fakih ve âlim şahsiyetlere git, onlardan ilim, irfan ve edep öğren! Çünkü bu bana çok hadisten daha hoş ve daha sevimli geliyor." (448) Seleften bir zat oğluna: "Yavrucuğum! Edepten bir konu öğrenmen, yetmiş ilim konusunu öğrenmeden bana daha güzel geliyor" derdi. Ebû Zekeriyyâ el- Anberf de şöyle... 🔗 Material page: https://balagh.islamhouse.com/tr/articles/978 ------------ Source: Balagh Share this post with friends; it may benefit someone who needs it.
نسخ
مشاركة